Eski Yugoslavya’nın parçalanmasıyla birlikte Slovenya ve Hırvatistan’ın ardından merhum Aliya İzzetbegoviç ve arkadaşlarınını önderliğinde düzenlenen referandumla 1 Mart 1992 yılında bağımsızlığını ilan eden Bosna-Hersek, acı bir bedelle ödediği ”onurlu gününün” 25. yılını kutluyor.
ACI VE GURUR DOLU 25 YIL
Yugoslavya’yı oluşturan 6 federal cumhuriyetten biri olan Bosna-Hersek, 1991 yılında Slovenya’nın, ardından Hırvatistan’ın bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte, ya ”büyük Sırbistan”ın bir parçası, ya da ”ağır bir bedelle ödeyeceği” bağımsız bir devlet olma yolunda karar verecekti…
‘Bilge Kral’ merhum Aliya İzzetbegoviç ve arkadaşlarının önderliğinde bir araya gelen Bosnalılar, onurlu bir gelecek konusunda referandum kararı aldı. Bosnalı Sırpların boykot ettiği referandum, 29 Şubat-1 Mart 1992 tarihleri arasında düzenlendi.
Ülkede yaşayan nüfusun yüzde 64’ünün desteklediği referandumla ”bağımsızlığa” evet diyen Bosna-Hersek halkına karşı, Sırpların cevabı saldırı ve savunmasız sivillere karşı katliamlar işlemek oldu.
Avrupa’nın o dönem en büyük 4’üncü ordusu olan ve tamamına yakını Sırplardan oluşan Yugoslav birlikleri, Bosna-Hersek’in kentlerini kuşatma altına alarak, sivil halka karşı saldırı başlattı.
Yugoslav birliklerinin silahlandırdığı Bosnalı Sırplar da ülkede etnik temizliğe başladı, kurulan toplama kamplarında Boşnaklara yönelik işkence ve katliamlara, kadınlara yönelik de sistematik tecavüzlere giriştiler.
Uluslararası toplumun gözleri önünde tam 3,5 yıl yaşanan ve Srebrenitsa’da işlenen ”soykırım”la devam eden Bosna’daki savaş, 1995’te imzalanan Dayton Barış Antlaşması ile sona erdi.
Bosna-Hersek’te, bağımsızlığın ”ağır bedeli” olarak çoğunluğu Boşnak 100 bin kişi katledildi, 50 bine yakın kadın tecavüze uğradı, 2 milyon kişi mülteci durumuna düştü. Savaş öncesi Boşnak nüfusun çoğunlukta yaşadığı ülkenin doğusundaki Srebrenitsa, Foça, Zvornik, Bratunac, Vişegrad gibi kentlerde ise yaşanan etnik temizlikten dolayı Müslüman nüfus nerdeyse hiç kalmadı.
DAYTON ANLAŞMASI
Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra en ağır katliamların, sistematik tecavüzlerin, soykırımın yaşandığı Bosna Hersek’teki bu kanlı savaş, 1995’te ABD’nin Ohio eyaletindeki Dayton Hava Üssü’nde imzalanan anlaşmayla son buldu. Anlaşma, Amerikalı diplomat Richard Halbrooke’un girişimleriyle Bosna Hersek’in merhum Devlet Başkanı Aliya İzzetbegoviç, Sırbistan Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç ve Hırvatistan Devlet Başkanı Franjo Tudjman tarafından imzalandı.
Bu anlaşma silahları susturdu, ancak ülkeyi siyasi bir düğümle baş başa bıraktı. 15 yıl öncesine kadar birbirleriyle savaşan 3 etnik yapı, bu anlaşmayla tek bir çatı altında, ülkenin kurucusu olarak görev aldı. Ancak ülkenin 3 kurucu etnik topluluktan oluşması ve kendine özgü siyasi yapılanması, Bosna Hersek’i dünyanın en karışık idaresinin hüküm sürdüğü devletlerden biri haline getirdi.
Ülke, topraklarının yüzde 49’unu oluşturan Sırp Cumhuriyeti ile yüzde 51’ine sahip Bosna-Hersek Federasyonu ve bir küçük özerk (Brçko) bölgeden oluştu. Antlaşmayla Bosna-Hersek Federasyonu ise kendi başbakanları, parlamento başkanları ve bakanları bulunan 10 kantona ayrıldı.
DAYTON ADALET GETİRMEDİ
Ülkede silahları susturan Dayton Barış Anlaşması, savaşı başlatan, halkın referandumla ”bağımsızlık” talebine katliamlarla yanıt veren Sırpları, adeta ödüllendirdi. Ülkenin yüzde 49’una hakim olan etnik temizlik üzerine kurulan Bosna Sırp Cumhuriyeti ile ödüllendirilen Sırplar, sık sık ”bağımsızlık talepleri”, devlet kurumlarını ”bloke” eden kararlarıyla gündeme gelerek, uluslararası toplumu meşgul etmeye devam ediyor. Savaş suçlularının sığındığı adeta ”güvenli bir liman” olan Bosna Sırp Cumhuriyeti’nde, savaş zamanında evlerini terk eden Boşnak mültecilerin dönüşüne ise zorluk çıkartılıyor.
Savaştan önce Boşnak nüfusun çoğunlukta olduğu, yapılan etnik temizlikle şu anda tamamen Sırp nüfusun hakim olduğu Srebrenitsa’nın da aralarında bulunduğu ülkenin doğusundaki kentlerde ”mülteciler sorunu” hala çözülemedi. Savaşın bitmesinden bu yana 22 yıl geçmesine rağmen halen 120 bin kişi, şu anda Sırpların yoğun yaşadığı Bosna Sırp Cumhuriyeti’nde kalan evlerine dönmek için bekliyor.
BAĞIMSIZLIĞIN BEDELİ
Bosna-Hersek’in 1 Mart 1992 yılında düzenlenen referandumla bağımsızlığına karşı savaş açan Bosnalı Sırpların eski siyasi lideri Radovan Karaciç, Bosnalı Sırpların eski askeri lideri Ratko Mladiç gibi savaşın elebaşları Lahey’deki uluslararası mahkemede tutuklu olarak yargılanırken, çok sayıda savaş suçlusu ise hala serbest geziyor.
SİYASI YAPI
Bosna-Hersek, iki entiteden oluşmaktadır:
- Toprakların %51’ine sahip Hırvat ve Boşnaklardan oluşan Bosna-Hersek Federasyonu,
- Toprakların %49’una sahip Sırplardan oluşan Sırp Cumhuriyeti.
Bosna-Hersek Devletinin yapısı 1992-1995 yılları arasında cereyan eden savaşı sona erdiren Dayton Barış Antlaşmasıyla (DBA) belirlenmiş olup ülke Bosna-Hersek Federasyonu (Federasyon da kendi içinde 10 Kantona ayrılmıştır) ve Sırp Cumhuriyeti (Republika Srpska-RS) olarak iki birime (devletçiğe) ve bir küçük özerk bölgeye (Brcko) bölünmüştür.
Her birimin siyasi ve ekonomik yapılanması birbirinden farklıdır. Bosna-Hersek, Hırvatistan ve Yugoslavya’nın yanı sıra, AB, Fransa, Federal Almanya, Rusya Federasyonu, İngiltere ve ABD temsilcilerinin de gözlemci olarak imzaladıkları Dayton Barış Antlaşması bir ana metin ile 11 ekten oluşmakta ve sivil ve askeri alanlarda düzenlemeler içermektedir. Anlaşmanın askeri yönlerinin uygulanması ilk bir yıllık süre için IFOR (Implementation Force) adı altında NATO liderliğinde, bazı NATO dışı ülkelerin de katılımıyla oluşturulan yaklaşık 60.000 kişilik kuvvetin sorumluluğuna verilmiştir.
8-9 Aralık 1995 tarihlerinde Londra’da düzenlenen Barışı Uygulama Konferansı’nda Dayton Barış Antlaşması’nın imzalanmasıyla Uluslararası Eski Yugoslavya Konferansı’nın (ICFY) başlıca hedeflerine ulaşılmış olduğu ve barışın uygulanmasından sorumlu olacak yeni bir yapıya ihtiyaç duyulduğu tespit edilerek, ICFY’nin yerini almak üzere Londra Konferansı’na katılan tüm devletlerin, Uluslararası Örgütlerin ve Kuruluşların katılımıyla bir Barışı Uygulama Konseyi’nin (Peace Implementation Council-PIC) kuruluşuna karar verilmiş, Konseye siyasi yönlendirmede bulunmak üzere de bir Yönlendirme Kurulu (Steering Board-SB) kurulmuş ve üyeleri belirlenmiştir. Türkiye Yönlendirme Kurulu’nda İslam Konferansı Örgütü’nü temsilen yer almaktadır.
Anlaşmanın sivil yönlerinin uygulanması “Yüksek Temsilcilik”in (Office of the High Representative) sorumluluğundadır. Yüksek Temsilcilik görevini halen İngiliz Liberal Demokrat Partinin eski lideri Paddy Ashdown, yardımcılıklarını ise ABD’li Ralph Johnson ve Alman Matthias Sonn yürütmektedir. Saraybosna’daki Yüksek Temsilcilik Ofisi’nde Türkiye’den de Dışişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü mensubu görev yapmaktadır. Ayrıca Birleşmiş Milletler Uluslararası Polis Görev Gücü – United Nations International Police Task Force – UNIPTF- bünyesinde Türk Polis gücü başkanlığında Türkiye İçişleri Bakanlığı,Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nden personel görev yapmaktadır. Söz konusu görevde değişik tarihlerde Emniyet Müdürlerinden Ömer Gürülkan, Metin Meydan UNIPTF- Türk Grubu Başkanı olarak görev yapmışlardır.