Soykırımı unutturmayan sürekli sergi

Bosna Hersek’te izleri hala belleklerde saklı savaşın ardından 21 yıl geçmiş. Savaş sırasında dünyaya gelen çocuklar bugün 21 yaşında. 872 gün süren Leningrad Kuşatması’nın ardından dünya savaş tarihinin en uzun süren kuşatmasını yaşayan Sarajevo’da fiziksel yaralar büyük ölçüde sarılmış, kurşun delikleri sıvanmış. Küçük bir kıvılcımın yeni tatsızlıkları ateşlememesi için herkes daha temkinli görünüyor. Savaşın acı yüzünü unutmamak, unutturmamak, yaşananlardan ders almak adına kuşatmanın 20. yılı nedeniyle geçtiğimiz yıl başkent Sarajevo’da birçok etkinlik düzenlenmiş. Kentin kalbi Başçarşı’da açılan sergilerde sunulan fotoğraflar, kısa film gösterileri büyük ilgi görmüş.

Savaşın tanığı olmak

Başçarşı’da İsa’nın Kutsal Yüreği Katedrali’nin hemen karşısındaki binada “Galerija 11/07/95 Srebrenica Exhibition” adlı sürekli sergi yer alıyor. Bu sergi, diğerlerinin yanında farklı bir anlam taşıyor. Çünkü bu sergiyi gezen herkes, artık savaşın tanığı oluyor. 2012 yılında açılan sergi, dünyaca ünlü fotoğraf sanatçısı Tarik Samarah’ın Srebrenica’daki toplama kamplarında ve toplu mezarlarda çektiği, belge niteliğindeki fotoğraflardan oluşuyor. Tarik Samarah’ın siyah beyaz fotoğrafları aynı zamanda Srebrenica Potocari Mezarlığı’ndaki Anma Müzesi’nde de sergileniyor.

Bosna Hersek’i son ziyaretimizde Bosna Hersek Fahri Başkonsolosu Ahmet Kemal Baysak, konsolos yardımcısı ve aynı zamanda çevirmenliğimizi yapan Amel Sijecic ile birlikte Srebrenica soykırımında yaşananları konu edinen sürekli sergiyi gezdik. Serginin oluşturulduğu bina Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın (TİKA) desteğiyle restore edilmiş. Gri renkli, soğuk ve hüzünlü bir bina. Asansörün kapısını açıp aynada kendi yüzünüzü gördükten sonra bir yazı ilişiyor gözünüze. “Sen benim tanığımsın” yazıyor aynada, Boşnakça, Türkçe ve İngilizce…

Türkçe bir metin görmek şaşırtıyor hepimizi. Daha sonra Tarik Samarah’la konuştuğumuzda bunun Türk halkının savaşta ve sonrasında barış zamanı Boşnak halkına verdiği desteğe karşılık küçük bir jest olduğunu öğreniyoruz. Serginin yapıldığı katta asansörden indiğimizde üzerinde savaşta yaşamını kaybeden binlerce ismin yazılı olduğu siyah beyaz bir pano ve yüzünde acı bir ifade bulunan yaşlı bir kadın fotoğrafıyla karşılanıyoruz.

Duvarlarda savaşın acı yüzünü yansıtan başka fotoğraflar da asılı. Toplama kamplarında çekilmiş, toplu mezarlardaki buluntuları yansıtan, iç burkan fotoğraflar. Fotoğrafların alt yazıları da Boşnakça, Türkçe ve İngilizce hazırlanmış. İlk adımdan başlayarak artık hepimiz bu savaşın, yaşanan katliamların tanığı oluyoruz. Galeride Tarik Samarah’ın odasına giderken koridorda Edmund Burke’in “Kötülüğün zaferi için iyilerin hiç bir şey yapmaması yeterlidir” sözleri ilişiyor gözümüze. Avrupa’nın tam da ortasında, üstelik 20. Yüzyıl’da yaşanan bu dramı izleyenlere ne güzel bir mesaj iletiyor bu söz…

Sarajevo’dan bir fotoğrafçı

Tarik Samarah, kendisini “Sarajevo’dan bir fotoğrafçı” diye tanıtıyor alçak gönüllü bir şekilde. Galerinin girişinden başlayarak gözümüze ilişen sözlerin neyi amaçladığını anlatırken, “Galeriye bir yabancı olarak giriyorsunuz ve olan bitene tanık oluyorsunuz. Galeriyi gezdikten sonra ve ne yaşandığını öğrendikten sonra duyarsız olamazsınız, olmamalısınız. Bilip de söylemezsen suç ortağı olursun” diyor. “Amaç, buraya gelen ziyaretçinin olan biteni anlamasını sağlamak, onu da ilgilendirdiğini göstermeye çalışmak” diye ekliyor.

Tarik Samarah’ın bu projeyi gerçekleştirmesi oldukça uzun zaman almış. Yaklaşık 15 yıl boyunca titiz bir çalışma gerçekleştirmiş. Sanatçı, gerek Srebrenica’da, gerekse başka ülkelerde yaşanan benzer olayları anlatacak tüm anıtların kusursuz olması gerektiğini dile getiriyor. “Galerinin her ayrıntının Srebrenica’nın bir parçası olduğunu anlatıyor. Samarah’a sergideki fotoğrafları nasıl çektiğini şöyle anlatıyor:

“Tüm fotoğraflar 2002-2004 yılları arasında çekildi. Katliamı belgeselleştirmek amaçlı yapıldı, katliamdan sonra kalanlar da dahil. Çekimleni analog fotoğraf makinesi ile yaptım ve hiçbir fotoğrafı sonradan düzeltmedim. Elimdeki tüm fotoğrafları sadece bir kez çektim. Yeniden çekilmiş bir fotoğrafım yoktur. Toplam olarak 150 fotoğraf çektim, medyada sadece 72 fotoğrafım yer aldı. Potocari Hollanda Birliği’nin kaldığı üste çektiğim sekiz fotoğraf grafiti olarak yayınlandı. Her anın bir daha olmayacağını düşünerek bunları yaptım. Srebrenica’da yaşanan katliamın hemen ardından, hala izleri taşınan olayları belgelemem gerekiyordu ki; tarihe geçsin. O anları çok fazla değiştiremezsiniz. En özel ve en gerçekçi olan ilk izlenimdir.”

Renkler gerçeği gizleyebilir

Bu sürecin kendisinde nasıl bir psikolojik etki yarattığı sorumu, “İnsan olarak elbette değiştim. İnsanlığın öteki tarafını da görüyorsunuz. Bunun ismi insan zalimliği. Bunu bir insan yaptığını öğrenmek çok üzücü, dünyaya olan bakışınızı değiştiriyor” diye yanıtlıyor Tarik Samarah. Galeride yer alan fotoğrafların tamamı siyah beyaz. Bunu bilerek yaptığını söylüyor sanatçı ve ekliyor:

“Renkleri çıkarınca asıl olan gerçeği görürsünüz. Gerçeğe en yakın olarak fotoğrafları çekmek istedim. Fotoğraflarda da galeride de minimalizm hakim. Ön planda olması gereken sadece Srebrenica’nın hikayesi. Fotoğrafların formu esası göstermek amaçlı seçildi. O amaçla siyah beyaz fotoğrafları çektim. Renkler gerçeği gizleyebilir. Renkleri kaldırınca aradaki aracıyı kaldırmak istedim ve fotoğraflara bakan kişilere yalnızca gerçeği hisettirmek istedim. Siyah beyaz fotoğraflar renklilere göre karşılaştığınızda daha güçlü bir etki yaratıyor.”

Yapabileceğim en iyi şey fotoğraf çekmekti

Bosna Hersek’te yaşanan insanlık dramından, yol açtığı travmadan etkilenmemek olanaksız. Hele ki o ülkenin vatandaşıysanız. Tarik Samarah için de bu böyle. Böyle bir çevrede iken yapabileceği en iyi ve belki de tek şeyin fotoğraf çekmek ve anı belgelemek olduğunu vurguluyor Samarah. Sanatçının çektiği fotoğraflarda yüzlerdeki ifadeler çok etkileyici. İfadeleri yakalayabilmek için onları tanımak, onlarla konuşmak gerektiğini söylüyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Her insanın trajik bir hikayesi var ve her biri için birer roman yazabilirim. Fotoğraf sadece bir anı yakalayabiliyor, önemli olan o anı yakalamaktır. Yüz ifadelerini ve tek bir fotoğrafla hikayeyi anlatabilmek, tüm tarihi ve olayları tek bir fotoğrafa sığdırmak gerekiyor. Önemli olan o kişilerin bir rakam olmadıklarını göstermek, hem ölmüş hem de hayatta kalanlar için. O amaçla oradaki insanlarla görüştüm, geride ne kalmış görmem gerekiyordu.”

Sergiyi ziyaret edenler içinde yakınlarını kaybedenler de var elbette. Onlar için galerinin, sergilenen fotoğrafların anlamı çok daha farklı. “Onların gelişi normal bir ziyaretçiden çok daha farklıdır. Onların beyinlerinde yaşanan korkunç trajedi öylesine belli ki, gelen kişilerin gözlerinden çok daha farklı görünüyor. Onlar için ayrı bir tecrübe. Aynı zamanda bu galeri onların hikayesini anlatıyor. Bazen birisinin hikayenizi dinlemesi güzel oluyor ve hatta dinlerken az da olsa sizi anlayabiliyor. Bizim misyonumuz onların hikayesini göstermek” diyor Tarik Samarah.

Savaş sırasında Sarajevo’da bulunan ve birçok yakınını kaybeden sanatçı, yaşadıkları hikayenin zulüm ve kötülükle dolu olan bir hikaye olduğunu anlatırken sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Srebrenica şehitleri arasında yakını olmamasına karşın, onların kayıplarını kendi kayıplarım gibi hissediyorum ve hep de öyle hissedeceğim. Sanki en yakınlarımı kaybetmiş gibi. Grupla aynı şeyi yaşamak veya onlar gibi bastırılmış olarak hissediyorum kendimi; idam edilmiş gibi hissediyorum. Birisi hem hayatlarını hem seslerini aldı onların. Onların sesini geri getirmem gerektiğini hissettim. Ben bunu fotoğraflarla yapabileceğime inandım çünkü en iyi yapabildiğim şey buydu.”.

Galeri insanlık için bir uyarı

Galerinin insanlık için bir uyarı olduğuna dikkat çekiyor Tarik Samarah. Yaşananların başka bir dünyada ya da başka bir zaman diliminde yaşanmadığına, bu savaşların sadece müslüman dünyasında değil, tüm dünyada yaşandığını dile getiriyor. “Dünyayı kurtaramayız, biliyoruz. Sanat hiçbir yerde dünyayı kurtaramaz. Ama eğer tek bir kişinin görüş tarzını bile değiştirebilirsek onu da bir kazanç olarak görebiliriz” diyen sanatçı, şu görüşleri dile getiriyor:

“Şiddet giderek doğal bir şey gibi algılanıyor. Günlük hayatın bir parçası olabiliyor, birileri yapabilir veya yaptırabilir diye düşünülüyor. Biz insanları o döngüden kurtarmaya çalışıyoruz kendimizce. Srebrenica’da ve Bosna Hersek’in tamamında çok ağır savaş suçları işlenmiştir. İnsanlar bu tarz şeyleri ‘Nasıl olabilir? Nasıl olur da komşu komşusunu öldürür?’ diye sorguluyor. Sadece Srebrenica’da 8 bin kişinin haince öldürülmesi inanılmaz olaydır. 8372’ye kadar saymaya çalışın ve ne kadar zaman aldığını anlayacaksınız. Daha çok isim veya hayat sayarsanız, daha çok zaman gerekecek. O soykırımdan sonra dünya durmadı, öldüren hainler hayatlarını normal bir şekilde devam ettirdiler. Biz bunun normal olmadığını göstermeye çalışıyoruz.”

Galeri projesini hazırlarken en büyük desteği TİKA’dan aldıklarını belirtiyor Tarik Samarah. TİKA Bosna Hersek Koordinatörü Zülküf Oruç’un yanı sıra en üst düzeyden başlayarak Türk halkının kendilerine büyük destek verdiğini söylüyor. Bunun için Türkiye’ye teşekkür ediyor.

Tarik Samarah’ın fotoğraflarından oluşan serginin daha önce Washington Soykırım Anıt Müzesi, New York BM binası, Hollanda Kraliyet Parlamentosu, Hollanda Westerbork Müzesi, Cape Town, Slovenya, Hırvatistan ve Sırbistan’ı gezdiğini öğreniyoruz. Samarah’a “Türkiye’de sergi açmayı düşünüyor musunuz?” diye soruyorum: “Elbette Türkiye’de ‘Srebrenica’ sergisini açmak için fırsat olacağını düşünüyorum. Türk halkının Boşnak halkı ile acılarını paylaştığını biliyorum. Yine biliyorum ki, bu sergi Türk halkının ilgisini çekecektir. Birkaç görüşme yapıldı sergi ile ilgili ama şu anda kesin bir planımız yok” diye yanıtlıyor.

Başçarşı’nın rengarenk sokaklarına çıktığımızda, kafelerde neşeyle zaman geçiren gençleri görüp umutla gülümsüyoruz. Aklımıza Samarah’ın “Onlar politikacıların hikayeleriyle büyüyorlar. Bu tarihten okullarda çok az ya da hiç söz edilmiyor. Demek onların geleceği çok dar bilgilerle dolduruluyor ve medya ne kadarını gösterirse o kadar anlayabiliyorlar” sözleri kulağımızda, hep birlikte yol alıyoruz…

Yazar: Saadet Erciyas
Kaynak: Kentyasam.com

Ayrıca Bakınız

Ecdat yadigarları turistlerin gözdesi

3 yıllık savaş süresince Osmanlı yadigarlarının talan edildiği Bosna Hersek’te, TİKA’nın restore ettiği cami, köprü, …